Zonguldak

Mimarlar Odası'ndan tepki: “Sinema salonlarının kapanması kültürel bir çölleşme belgesidir”

Zonguldak’taki tek sinema salonunun kapanma noktasına gelmesi, şehirdeki kültürel boşluğu bir kez daha gözler önüne serdi. Mimarlar Odası Zonguldak Temsilciliği tarafından yapılan açıklamada, bu durumun sadece bir işletmenin kapanması değil, kentin kimliğini ve belleğini hedef alan bir "kültürel çölleşme belgesi" olduğu vurgulandı.

Mimarlar Odası Zonguldak Temsilciliği tarafından yapılan açıklamada, bu durumun sadece bir işletmenin kapanması değil, kentin kimliğini ve belleğini hedef alan bir "kültürel çölleşme belgesi" olduğu vurgulandı.

Oda tarafından yapılan açıklama şu şekilde;

“BİRİKİM VAR, ALTYAPI YOK: ZONGULDAK’IN YAPISAL KRİZİ”

Zonguldak; emeğin ve üretimin yanı sıra güçlü bir düşünsel ve kültürel birikime sahip bir kenttir. Ancak bugün, bu birikimi taşıyacak, geliştirecek ve görünür kılacak kültürel altyapının son derece yetersiz olduğu açıkça görülmektedir. Donanımlı bir tiyatro sahnesinin, akustik açıdan yeterli bir konser salonunun, çağdaş standartlarda bir kültür merkezinin ve yaşayan bir kütüphanenin bulunmaması ise bu sorunun ne denli yapısal olduğunu ortaya koymaktadır. Oysa Zonguldak halkı sanata ve kültüre son derece ilgili, üretken ve katılımcıdır. Düzenlenen etkinliklerin büyük bölümü kapalı gişe gerçekleşmekte, kentte güçlü ve süreklilik arz eden bir kültürel talep açıkça hissedilmektedir. Bugün bu talep, büyük ölçüde üniversite ve belediyenin sınırlı imkânlara sahip mekânları üzerinden karşılanmaya çalışılmaktadır. Bu katkıları nedeniyle Zonguldak Belediyesi’ne ve Bülent Ecevit Üniversitesi’ne teşekkür etmekle birlikte, mevcut durumun kalıcı, sürdürülebilir ve yeterli bir çözüm oluşturmadığı da açıktır.

SİNEMA SALONLARININ KAPANMASI TESADÜF DEĞİL, KÜLTÜREL BİR ÇÖLLEŞME BELGESİDİR”

Kültür ve sanat alanlarının yalnızca ekonomik kâr-zarar dengesi üzerinden değerlendirilmesi kabul edilemez. Kültür mekânları, ticari işletmeler olmanın ötesinde, bir kentin kimliğini, belleğini ve geleceğini şekillendiren kamusal alanlardır. Kentte bir AVM bünyesinde yer alan ve kentin tek sinema salonu olma özelliği taşıyan mekânın kapanma süreci; yalnızca bir işletmenin faaliyetini sonlandırması değil, kültürel yaşamdaki boşluğun derinleşmesi anlamına gelmektedir. Mevcut durumda bu salon; zaten tamamen ticari kaygılarla hareket ederek yalnızca yüksek gişe beklentisi olan yapımlara odaklanmakta; kent halkının festival filmlerine, bağımsız sinema örneklerine ve seçkin sanat yapımlarına erişimine imkân tanımamaktaydı. Kentteki özel sektör ve yatırımcıların bugüne kadar bu alana somut bir katkı sunmadığı, aksine mevcut sınırlı mekânları dahi yalnızca finansal gerekçelerle kapatma eğiliminde olduğu görülmektedir. Oysa kent ekonomisinin gelişmesi ve kentin cazibesinin artması, ancak güçlü bir kültürel ve sosyal yaşamla mümkündür. Özel sektörün bu sürecin dışında kalmak yerine sorumluluk üstlenen bir yaklaşım benimsemesi artık bir zorunluluktur.

“KÜLTÜREL MİRASI GEÇİCİ ÇÖZÜMLERLE DEĞİL, ASLINA UYGUN VE NİTELİKLİ İŞLEVLERLE YAŞATIN”

Kentteki önemli kamusal yapıların geleceğine ilişkin belirsizlikler de mevcut tabloyu daha da derinleştirmektedir. Mülkiyeti TTK’ya ait olan eski İnsangücü Eğitim Müdürlüğü kampüsünde yer alan ve endüstriyel mirasın yakın dönem izlerini taşıyan, günümüzde ise Zonguldak Belediyesi bünyesinde bulunan Aşık Veysel Kültür Merkezi; geniş sahnesi, teknik destek hacimleri, fuaye alanı, bahçesi ve otoparkıyla aslında kentin ihtiyacını karşılayacak devasa bir potansiyele sahipken ne yazık ki uzun süredir atıl durumda bırakılmıştır. Bütünlüklü yapısı bozularak bir kısmının itfaiye birimine tahsis edilmesiyle kültürel işlevini büyük ölçüde yitirmiştir. Sahnesi ise sadece yerel tiyatro gruplarının prova ihtiyacını karşılamak üzere kısıtlı bir şekilde kullanılmaktadır. Kentin ihtiyacını karşılama potansiyeli bu denli yüksek bir yapının neden aktif bir kültürel mekâna dönüşemediği sorgulanmalıdır.

Öte yandan, kentin endüstriyel belleğinin en önemli simgelerinden olan Asma Lavuarı ve Atölye Binası'nın kültürel amaçlı kullanımı yerine BAKKA’ya hizmet binası olarak tahsis edilmesi, kentin hafızasına yönelik bir başka büyük yanlıştır. Mimarlar Odası olarak daha önce de vurguladığımız üzere; bu alanlar idari ofislere dönüştürülmek yerine, kentin sanatsal üretimini destekleyecek ve endüstri mirasını yaşatacak kamusal alanlar olarak kurgulanmasına rağmen bu hayata geçirilememiştir.

Kentin çağdaş bir kütüphaneye duyduğu ihtiyaç ortadayken; TTK A Tipi Misafirhanesi yapısının kütüphaneye dönüştürülmesi yönündeki “acil çözüm” yaklaşımı, yapının özgün kimliğine zarar verme riskini hala taşımaktadır. Misafirhanenin kentin belleğini yaşatacak bir “Kent Müzesi / Tarihi Ev” olarak değerlendirilmesi gerektiğini tekrar hatırlatıyoruz. Bir kültür mirası olan Yayla Okulu da içerisindeki sahnesiyle kültürel bir mekana dönüşebilecekken tüm itirazlara rağmen yıkım sürecine terk edilmiştir. Orijinal tek katlı salona sahip yığma bölümünün güçlendirilerek korunması şansı ne yazık ki kaybedilmiştir. Benzer şekilde, kamuoyunda “yılan hikâyesine” dönen Lavuar Alanı Düzenleme Projesi’nde, kentin temel ihtiyaçlarına yanıt verecek somut ve işlevsel çözümlerin sunulması beklentisi hâlen karşılanmamıştır.

“ZONGULDAK İÇİN KÜLTÜREL ALTYAPI BİR LÜKS DEĞİL, HAKTIR”

Kısa vadeli ve parçacı müdahaleler yerine, kentin kültürel altyapısını güçlendirecek uzun vadeli, bütüncül ve sürdürülebilir bir planlama anlayışına ihtiyaç vardır. Bu doğrultuda, kentin kültürel gereksinimleri doğru analiz edilmeli; mevcut kültür yapıları ve kültürel miras değerleri korunarak ve zarar görmeden ele alınmalıdır. Zonguldak’ta sorun talep eksikliği değil; açıkça kültürel altyapı ve planlama eksikliğidir. Bu nedenle tüm kent aktörlerini; yerel yönetimleri, merkezi idareyi, üniversiteyi, demokratik kitle örgütlerini, sivil toplum kuruluşlarını, siyasi partileri ve özel sektörü ortak bir sorumlulukla hareket etmeye davet ediyoruz.

Zonguldak için kültürel altyapı bir lüks değil, bir haktır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Mimarlar Odası Zonguldak Temsilciliği