Türkiye 24. Uluslararası Kömür Kongresi ve Sergisi kapsamında gerçekleştirilen oturumda, Türkiye madencilik tarihinin en büyük facialarından biri olan ve 301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma faciası ayrıntılarıyla değerlendirildi.
Prof. Dr. Tuğrul Ünlü tarafından gerçekleştirilen sunumda, Soma’da yaşanan facianın tek bir hata veya anlık gelişmeyle açıklanamayacağı belirtildi. Kazaya giden süreçte planlama, denetim, çalışma sistemi ve iş güvenliği alanlarında yaşanan birden fazla sorunun bir araya geldiği ifade edildi.
Soma’daki facianın altında zincirleme sorunlar
Oturumda, yeraltı madenciliğinin yüksek risk taşıması nedeniyle işletmelerde güçlü bir mühendislik organizasyonu ve etkin denetim mekanizmasının bulunmasının hayati önem taşıdığı vurgulandı.
Hazırlık ve galeri açma çalışmalarının alt işverenlere devredilmesi, yönetimsel karmaşa ve denetim mekanizmalarında yaşanan sorunların iş güvenliği açısından ciddi riskler doğurabileceğine dikkat çekildi. Denetimlerin yalnızca prosedürlerin yerine getirilmesiyle sınırlı kalmaması, sahadaki gerçek riskleri ortaya çıkaracak şekilde yürütülmesi gerektiği belirtildi.
“Bağımsız Maden Polisi” önerisi
Kongrede madenlerin denetlenmesine yönelik dikkat çeken bir öneri de gündeme geldi. Almanya’daki uygulamalara benzer şekilde doğrudan devlete bağlı, bilim insanları ve hukukçuların da içerisinde yer alacağı bağımsız bir “Maden Polisi” yapılanmasının oluşturulması önerildi.
Söz konusu yapıyla madenlerde iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının bağımsız ve etkin şekilde denetlenmesinin amaçlanabileceği ifade edildi.
Maden mühendisliğinde uzmanlaşma vurgusu
Soma faciasının değerlendirilmesinde maden mühendisliği eğitimi ve sektördeki insan kaynağı da ele alındı. Maden mühendisliğinde yeterli branşlaşmanın bulunmamasının havalandırma ve damar kontrolü gibi kritik alanlarda uzman eksikliğine yol açabileceği belirtildi.
Deneyimli mühendislerin özel sektöre yönelmesi veya sektörden uzaklaşmasının da bazı işletmelerde deneyim ve yönetim kalitesi açısından sorun oluşturabileceği değerlendirildi.
Kazaya giden süreç teknik yönleriyle ele alındı
Facianın teknik boyutunun değerlendirildiği bölümde eski çalışma alanları, tavan yolları, hava akışı ve gaz birikimleri üzerinde duruldu.
Dördüncü bant galerisinde biriken metan ve diğer gazların yeterince uzaklaştırılamaması ile yanıcı ve patlayıcı unsurların bulunmasının yangının gelişiminde etkili olduğu aktarıldı. Facianın tek bir noktada ortaya çıkan olaydan ziyade birbirini takip eden farklı teknik risklerin sonucunda büyüdüğü değerlendirmesi yapıldı.
Havalandırma ve tahliye kritik rol oynadı
Facia sırasında havalandırma sisteminin yönetimi ve tahliye süreçleri de kongrede değerlendirildi. Havalandırma kapılarının yönetimindeki hataların yangın ve dumanın ocak içerisinde yayılmasını hızlandırdığı ve can kaybının artmasında etkili olduğu belirtildi.
Bazı bölümlerde görev yapan mühendislerin müdahaleleriyle hava akışının değiştirilmesi ve çalışanların zamanında tahliye edilmesinin ise daha ağır sonuçların ortaya çıkmasını önlediği ifade edildi.
Soma’dan çıkarılması gereken dersler
Oturumda benzer faciaların önlenebilmesi için risklerin kaza meydana gelmeden önce belirlenmesi ve sürekli takip edilmesi gerektiği vurgulandı.
Ferdi oksijen maskelerinin daha uzun süre koruma sağlayan teknolojilerle yenilenmesi, hava giriş ve çıkış yollarının birbirini etkilemeyecek şekilde düzenlenmesi ve kendiliğinden yanma riski bulunan kömür damarlarında sürekli gaz izleme sistemlerinin kullanılması önerildi.
Madencilik faaliyetlerinin yalnızca üretim ve maliyet hedefleri doğrultusunda değil; mühendislik kuralları, bilimsel veriler ile iş sağlığı ve güvenliği esas alınarak yürütülmesinin önemine dikkat çekildi.





