AHMET Arif Denizolgun, 6 Eylül 2016’da kendi arabasıyla Beykoz’daki çiftliğine gitti. Dosyadaki ifadelere göre çiftlikte sadece atlara bakan ‘seyis’ vardı. Bir süre at bindikten sonra çiftlik evine çekildi. Sonraki gün akşama doğru seyisi onu evde ölü halde buldu. Ağzından kan gelmişti. Eve önce yeğeni ve doktoru geldi. Polise ise çok sonra haber verildi. Başlatılan soruşturmada seyis Rıfat Kadiroğlu, şoför Murat Bayrak ve çiftlikte çalışan Ahmet Soygel’in ifadeleri alındı. İfadelerde o güne dair dikkat çeken detaylar var...

ŞOFÖR: ARADIM, AÇMADI

“2000 yılından beri şoförüyüm. 6 Eylül 2016’da Üsküdar Kısıklı’daki evinden sabah 10.00’da alıp Altunizade’deki işyerine götürdüm. Sonrasında, 13.00 sıralarında kendisini Kısıklı’daki villasına bıraktım. Arif Bey, bana 7 Eylül’de çiftliğe gitmemi ve atların bakımını yapan bir aracın tamiratını yaptırmamı söyledi. 7 Eylül’de sabah 06.50’de (Beykoz’daki) çiftliğe gittiğimde Arif Bey’in arabası çiftliğin önündeydi. 10.30’a kadar bekledim ve kendisini aradım ancak açmadı. Yarım saat sonra bir daha aradım, açmadı. Bunun üzerine çiftlikte atların bakımını yapan Türkmen uyruklu Rıfat Kadiroğlu’na gitmem gerektiğini, Arif Bey’e ulaşamadığımı söyledim. ‘Eğer uyanırsa geldiğimi ve beklediğimi söylersin’ dedim.

“GİRMEYE ÇEKİNİYORUM”

Saat 15.00 sıralarında tekrar Rıfat’ı aradım. Rıfat, Arif Bey’in ikametinden çıkmadığını söyledi. ‘O zaman git bir bak’ dedim. İşlerime devam ettim. Saat 18.00’de tekrar aradım. Bahçıvan bana ‘Çekiniyorum girmeye’ dedi. Ben de saat 19.00 sıralarında yeniden bahçıvanı aradım, kontrol etmediğini öğrenince Ahmet Soygel’i aradım, ‘Gel beraber bakalım Arif Bey’e’ dedim. Saat 20.00 sıralarında ağlayarak telefonu açtı ve ‘Ben ikamete girdim, Arif Bey vefat etmiş’ dedi. Biz de varmıştık çiftliğe. Üçümüz ikamete girdik. Arif Bey’in 3’lü koltukta, üzerinde binici kıyafetleriyle uzanır vaziyette yatıyor olduğunu, ağzından kan geldiğini ve kuruduğunu gördüm.”

Arif Ahmet Denizolgun’un naaşı, önceki gün gerçekleştirilen fethi kabir ve Adli Tıp Kurumu’nda tamamlanan işlemlerin ardından dün Üsküdar Karacaahmet Mezarlığı’ndaki kabrine konuldu. Beykoz’daki çiftlikte ne yaşayan ne de bekçi var. Üzerinde dikenli teller olan demir kapı pas tutmuş. İçerideki ahşap yapılar metruk halde ve çürümek üzere…

SEYİS RIFAT: HAREKETSİZ YATIYORDU KORKTUM

Denizolgun’un çiftliğindeki seyisi Rıfat Kadiroğlu ilk soruşturmada ‘şüpheli’ sıfatıyla ifade verdi. Denizolgun’u canlı olarak son kez; öldükten sonra da ilk kez gören kişiydi. Kadiroğlu o günün detaylarını olaydan sonraki ifadesinde şöyle anlatıyor: “Ben 3 yıldır Arif Bey’in çiftliğinde seyis olarak çalışıyorum. Haftada bir gün çiftliğe gelir at binerdi. Bazen de çiftlikte kalır, beni evine hiç çağırmazdı. Bu konuda da talimatı vardı. 6 Eylül 2016 günü saat 15.00 sıralarında Arif Bey, Beykoz’daki çiftliğe geldi. Saat 17.00’ye kadar atla dolaştı çiftlikte. Üzerinde binici kıyafetleri vardı. 17.00 sıralarında tek başına eve girdiğini gördüm. Saat sabah 07.00 sıralarında şoförü Murat geldi ve bana ‘Arif Bey nerede?’ diye sordu, ‘Evde’ dedim. Murat bir süre durdu, gezindi. Murat saat 13.00 sıralarında arabasına binip gitti.

“ÖNCE HİLMİ GELDİ”

Saat 17.00’ye kadar Arif Bey çıkmayınca Murat’ı aradım, Arif Bey ile konuşup konuşmadığını sordum. Murat da bana ‘Eve git bak, kontrol et’ dedi. Ben de kapıya gittim, kapıyı çaldım, kimse açmadı. Saat 19.00 sıralarında Murat yeniden beni aradı. ‘Kapıyı çal, ses gelmezse, anahtarla içeri gir’ dedi. İçeri girdim, ikinci kata çıktım. Arif Denizolgun’un koltukta hareketsiz yattığını gördüm. Korktum ve çıktım. Sonrasında nabzına baktık, ölmüştü. Sonrasında Hilmi Tuna diye seslendikleri bir yeğenleri geldi. Polis geldiğinde Hilmi Bey çiftlikteydi.”

ÇİFTLİK KAHYASI: KOLTUK ÜSTÜNDEYDİ

Çiftlikte ‘yaver’ sıfatıyla çalışan Ahmet Soygel de polise şunları söyledi: “7 Eylül ‘de akşam saat 19.00 sıralarında Arif Bey’in şoförü Murat Bey aradı, birlikte yola çıktık. O sırada Murat, Beykoz’daki çiftlikteki Rıfat’ı arayarak Arif Bey’in Beykoz’daki çiftlikten çıkıp çıkmadığını soruyordu. Sonra biz çiftliğe geldik. Bahçedeyken Murat bana Arif Bey’in öldüğünü söyledi. Arif Bey’in üçlü koltuğa uzanır şekilde ağzından kan geldiğini ve kanın da kuruduğunu gördük. Sonra yakınlarını ve özel doktorunu aradık, daha sonrasında polisler ve savcılar geldi.”

POLİSE 4 SAAT SONRA HABER VERDİLER

KKM’de sona gelindi: Kasada sadece 4 milyon lira kaldı
KKM’de sona gelindi: Kasada sadece 4 milyon lira kaldı
İçeriği Görüntüle

Savcılığın tespitlerine göre Denizolgun vefat etmiş olarak bulununca önce yeğeni Hilmi Tuna Kuriş ve özel doktoru Nurettin Demirkol’a haber verildi. Olay yerine ilk onlar geldi. Polise ise Denizolgun bulunduktan yaklaşık 4 saat sonra haber verildi. Polis geldiğinde Hilmi Tuna Kuriş ve özel doktor oradaydı. İlk ölü muayenesini de özel doktoru yapmıştı. Savcılık bu 4 saatlik gecikmeyi de şüpheli buluyor.

BUGÜNE NASIL GELDİ

Soruşturma neticesinde Adli Tıp Kurumu raporunda ölüm sebebi ‘travma olmaksızın beyin kanaması’ olarak belirtildi. ‘Doğal ölüm’ değerlendirmesiyle de soruşturmada ‘takipsizlik’ kararı verildi. Ancak devam eden süreçte Arif Denizolgun’un ağabeyi Mehmet Beyazıt Denizolgun ve onun oğlu Fatih Süleyman Denizolgun şikâyetçi oldu. Otopsi raporunun ‘şüpheli’ olduğunu iddia eden dilekçe sundular. Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı da dosyayı yeniden açtı.

Kaynak: Hürriyet