Adnan Küçükvar açıklamasında şu ifadelere yer verdi;
"Zonguldak’ın Kilimli İlçesinde meydana gelen ölümlü bir kaza, sadece yörenin tarihi sorununu değil, ülkenin de kanayan bir yarasını yeniden gündeme getirdi.
Maden ocağındaki göçük nedeniyle iki madencimiz (biri 50 yaşında emekli Ziya Kiret) hayatını kaybetti. Maden kazalarında (Kamu – özel - kaçak ocaklarda) ölenlerin sayısı ürkütücü ve bilinmiyor.
Asıl ürkütücü olan ise maden ocaklarında, aldığı emekli maaşı ile geçinemeyen, dolayısıyla ikinci bir iş olarak maden ocaklarında çalışmaya başlayan emekli sayısının artması. Daha da kötüsü, ikinci bir iş olarak çalışma hayatına giren emekli sayısının ülke genelinde tüm sektörlerde her geçen gün artması.
Genel de çalışırken ölen emekli ve 65 yaş üstü sayı bilinmezken, son 5 yılda 50 yaş üstü 3.188 işçi çalışırken hayatını kaybetti.
İşçi Sağlığı İş Güvenliği(İSİG) verileri, geçinemediği için çalışmak zorunda kalan yüzlerce emeklinin 50-60-70’li yaşlarda hayatını kaybettiğini gösteriyor.
Emeklilik hakkını kazanamayan ya da kazandığı halde geçinemediği için çalışmak zorunda kalan insanlarımız; daha ziyade yüksekten düşerek, zehirlenerek, trafik kazalarında ve göçük altında kalarak hayatlarını kaybediyor.
Emeklilerin yüzde 54’ü yani 6 milyon 480 bini ikinci işte çalışıyor.
Çalışırken ölen emekli sayısı, siyasi erk’in ‘emekli yılı’ ilan ettiği 2024’te de devam etti. Hayatını kaybeden 1.708 işçiden 512’si 50 yaş üstü ve emeklilerdi.
İSİG verilerine göre: yoksulluk etkilerinin daha çok görüldüğü 2025 yılında, 50 -64 yaş arası 558 işçi, 65 yaş üstü 126 işçi olmak üzere en az 684 işçi çalışırken öldü.
Her şey yalan, ölüm gerçek. Çocuklarının okul masraflarını karşılamak için ikinci işte, maden ocağında göçükte kaldı, 50 yaşında Ziya Kiret. Ocak, yasaldı, kaçaktı, ister bakım için, isten kömür kazmak için orda olsun. Netice de, çalışırken ödediği primlerle maaşını kutsallaştırmış, kaliteli yaşamı hak etmiş bir emekli, daha da ötesi bir can daha gitti…
Velhasıl-ı; emeklinin kaderi göçük olamaz!."




