(ÖZEL İÇERİK)
Zonguldak Belediyesi’nde göreve başlayan 35 temizlik personeliyle ilgili dikkat çeken bir iddia gündeme geldi. İşe alınan isimlerden bazılarının bugün itibarıyla göreve başladığı öğrenilirken, yaşanan bir olay tartışmaları beraberinde getirdi.
İddiaya göre; sabah saatlerinde işbaşı yapan Murat A., günün ilerleyen saatlerinde görevinden çıkarıldı. Murat A.’nın işten çıkarılma gerekçesi olarak ise siyasi görüşünün olduğu öne sürülürken ‘Sen AK Partilisin’ denildiği öğrenildi.
Söz konusu olayın ardından belediyedeki işe alım süreci ve kriterler yeniden sorgulanmaya başlandı. Daha önce de işe alımlarda liyakat ve şeffaflık tartışmaları yaşanırken, bu iddia kamuoyunda yeni bir tartışmanın da fitilini ateşledi. Öte yandan, Murat A.’nın oğlunun önceki dönem Ömer Selim Alanyönetiminde belediyede işe başladığı biliniyor.
Yaşanan bu olay sonrası Zonguldak Belediyesinin tarafsızlığını kaybettiğini gün yüzüne çıkartırken Tahsin Erdem’in ise kibir ve egosunun olup olmadığı sorusunu tekrar gündeme getirdi.
İşten çıkarılan Murat A yaptığı açıklamada;” Ben Murat A. Şimdi bu kelimelerimi öz irademle söylüyorum. 21 sene cezaevinde kaldım, çıkalı 5 yıl oldu. İşsizim, dışarılarda yaşıyorum. Zonguldak Belediyesi’ne temizlik işleri için müracaat ettim. Bu müracaat yolunda da Zonguldak Cumhuriyet Halk Partisi ilçe başkanı Nazmi Bey ile tanıştım. Bir esnaf abim tanıştırdı. O vasıtasıyla kendimizi anlattık. Sayın başkan bize inandı, bizim için bir hayli mücadele etti.
Bugün itibarıyla Zonguldak Belediyesi Temizlik İşleri’nde göreve başladım. Temizlik İşleri’nin ilgili birimine sabah tertip almaya gittiğimizde isimlerimiz okundu. Adreslerimiz teyit edildi, telefon numaralarımız alındı, üzerimize zimmetli iş elbiselerimiz verildi. İl Özel İdare’nin oradan Çaydamar’a kadar, şantiyemizin olduğu alana kadar temizlik görevi verildi.
Yanımda Murat Nalbant vardı. Onunla beraber görev yaptık. Ben araba sürdüm, kendisi süpürdü. Çaydamar’da Tekeli’nin orada kahvaltı yaptık. Oradayken Emre şefimiz telefonla aradı, işle ilgili eksik kalan şeyleri söyledi. Ben de dönüp tamamlayacağımızı söyledim. Daha sonra kendisi fiziki olarak yanımıza geldi. Onu Murat arkadaşım karşıladı. Mezbahane tarafında bir yer olduğunu, orada çöplük kaldığını söyledi, biz de temizledik.
Sonra 4 mesaisini bitirdik ve şantiyeye geldik. Oradaki ilgili arkadaşlara şahsıma arz ettim, “Çıkabilir miyiz?” dedim. “Evet, çıkabilirsiniz” dedi. “Yarın da 7.30’da gelebilirsiniz” dedi. Yanımda sekreter vardı.
Daha sonra üzerimdeki üniforma ile çarşıya yürümeye başladım. Üzerimde Zonguldak Belediyesi Temizlik İşleri’ne ait elbiseler vardı ve çöp poşeti vardı. Çarşıya indim, görmem gereken büyüklerim vardı, ekmeği yememe vesile olan kişiler vardı. Onlara teşekkür etmek için yanlarına giderken telefonum çaldı.
Zonguldak Belediyesi’nde görevli bir memur arkadaş, “Sizin adınıza bir zarf var burada” dedi. Ondan önce Emre şefimiz aradı beni, “Neredesin?” dedi. “Çarşıya indim” dedim. Bana “Acilen şantiyeye gelmen gerekiyor” dedi. Ben de “Tamam” dedim ama düşündüm, acaba bir yerde bir eksik mi yaptım diye, bir hata yaptık mı diye.
Gittim ve bana dediler ki “Elbiselerini çıkar.” “Ne alaka?” dedim, “Donla mı gideceğim? Burada gördüğünüz gibi iş kıyafetlerim üzerimde, şahsi elbiselerim çarşıda. O da siz çağırdığınız için” dedim. O esnada diğer sekreter arkadaşla tartıştılar, dediler “Senin çıkışın verildi.”
İşin neticesinde Cumhuriyet Halk Partisi ilçe başkanı Nazmi Özden’i aradığımda bana dedi ki: “Ya Murat, başlarken zaten zor oldu. AK Partilisin diye çok dayatma oldu. Ben yine de seni, benim bir tek referansım Murat A’dır, ben burada siyaset gözetmem diyerek başardım sanıyordum ama farklı işler var.”
Tabii ben çok yıkıldım. Daha sonra hava almak için liman arkasına doğru gittim. Orduevi tarafına doğru giderken iskele tarafında Sayın Başkan Tahsin Erdem, yanında tanıdığım Mustafa Özdemir (gazeteci) ve yanında tanımadığım sakallı biriyle, arkalarında da korumaların içinden tanıdığım Ali Bora Amasralı yürüyordu. Bora abimin oğludur.
Sabıkalı olduğum için yaklaşırken montumu açtım, rahat olun demek istedim ve Sayın başkanıma işaret ettim, bir şey arz etmek istiyorum diye. Dikkate almadılar, yürüdüler. İskeledeki büfeye geldiğimizde tekrar başkanla göz göze geldim. “Bir şey söylemek istiyorum” dedim. O da bana uzun uzun baktı ve sonra “Tamam” dedi. “Efendim” dedim ben de. Kendisi arabaya bindi, gitti.
Orada kalanlardan Bora ve Mustafa Özdemir vardı. Mustafa Özdemir’e “Abi” dedim, “Bir şey söyleyeceğim sana. Bana bir gıcıklığın veya benim sana bir saygısızlığım oldu mu?” diye sordum. “Ne alaka ya?” diye bana fevrileşti. Ben de ona “Ortamı germene gerek yok, çok basit bir şey sordum” dedim. O da bana “Ofisim var, gel çay içelim” dedi. Ben de “Ofise falan gerek yok, oldu mu olmadı mı?” dedim. O da “Yok diyelim bari” dedi. Ben de teşekkür ettim ve gittim.
Sonra peşime bu gazeteci Mustafa Özdemir ve oradakiler ortalığı ayağa kaldırdı, “Beni tehdit etti” diye. Ben de “Yüzleşelim” dedim. Korhan abi vardı, hatta Nazmi başkanımızı aramış. Ben de “Yüzleşelim” dedim, tekrar yüzleşmek istemediler.
Asıl olumsuz olan tarafı, belediyeye bir zarf bırakmışlar. Beni belediyeden arıyorlar, “Adınıza güvenliğe bir zarf bırakıldı” diyorlar. Ki bunlar güvenlik kameralarında, telefon tepesinde kayıtlıdır. Dinlenmesini istiyorum, incelenmesini istiyorum. Eğer ki yalanım varsa…
Oğlum var oda benimle geldi. Belediye personeli, aynı zamanda güvenlik. Arkadaşa sordum, “Benim adıma zarf bırakılmış” diye. Ben de evrak falan zannediyorum. İçinde 2000 lira para bırakmışlar. Ben de dedim ki “Ben kimseye para falan bırakmadım, bana kimsenin borcu falan yok.” Ve parayı teslim ettim, çıktım” ifadelerine yer verdi.





