Zonguldak Nostalji, Ünal Gürel’ün Zonguldak’ta geçen yıllarından Yeşilçam’a uzanan yaşam hikâyesini ve unutulmaz “Gardırop Fuat” karakterini konu aldı.
İşte o yazı:
GARDIROP FUAT ZONGULDAK’TA ÇALIŞTI...
Ünal Gürel ismi olarak pek hatırlanmaz. Gardırop Fuat, Karbonat Erol, Karamürselli Deli Hamdi, Fatsalı Osman denilince hatırlanır...
Türk sinemasında bazıları başrolde bile silinir gider, o ise yardımcı rollerde efsane oldu...
Ünal Gürel 1935’te Adapazarı’nda doğdu. Daha genç yaşlarında sesiyle, duruşuyla fark edildi. Gençliğinde Ankara’da, Hacettepe Üniversitesi’nde şan eğitimi almaya başladı. Fakat babasının vefatıyla eğitimini yarıda bırakıp İstanbul’a döndü. Ama hayat, erken bir sınav verdi. Babasının ölümüyle omuzlarına aile yükü bindi.
İstanbul’a döndü, hayallerini cebine koyup çalışmaya başladı. 1950'li yılların ikinci yarısında Zonguldak'ta görev yaptı. Toprak Mahsulleri Ofisi’nde (TMO) memur olarak çalıştığına dair bilgi var. Zonguldak’ta rakı sofralarında şarkılar, içinde büyüyen bir sahne arzusu ve tiyatroya ilgisinin bu yıllarda başladığı, Zonguldak’ta amatör sahne çalışmalarına katıldığı biliniyor… Daha sonra Türk sinemasının en çok tanınan yardımcı oyuncu rollerinde sahne aldı.
1956’da baba oldu. Hayat onu bir yandan eksiltirken bir yandan çoğaltıyordu. Bir evlilik bitti, bir diğeri başladı. Darülaceze’de çalışırken tanıştığı Serpil Gürsel ile kurduğu hayat, ona yeni çocuklar ve yeni sorumluluklar getirdi.
Sahne tozunu ilk olarak tiyatroda yuttu. Kısa sürede yeteneği fark edildi ve 1960–61 sezonunda Şehir Tiyatrosu’nda oyuncu olarak yer aldı. Artık sahnedeydi. “Romeo ve Juliet”te aşkı, “Otello”da kıskançlığı, “Keşanlı Ali Destanı”nda halkın sesini oynadı. Ama geçim derdi sahneden büyüktü. Seslendirme stüdyoları, film setleri, gece gündüz süren bir koşu…
Ardından kamera karşısına geçti. 1960’lardan itibaren Yeşilçam’ın kalabalık ama büyülü dünyasında kendine has bir yer açtı. Sinemada özellikle Kemal Sunal filmlerindeki rolleriyle tanındı.
“Gardırop Fuat” oldu, yandı. “Karbonat Erol” oldu, yine yandı. “Karamürselli Deli Hamdi” oldu, hayat ona nefes aldırmadı. “Fatsalı Osman” oldu, merdivenden havuza düştü. Ama biz… hep güldük.
Hayat ise onu bırakmadı. Önce eşini, sonra annesini kaybetti. Dört çocukla, koca bir yalnızlıkla baş başa kaldı. İçine çekildi. Şarkılara sığındı, kadehlere döktü içindekini. Dışarıdan güçlüydü, içeride ise kırık bir hikâye…
Yine de sahneden kopmadı. Gazanfer Özcan, Altan Erbulak tiyatroları, turneler, diziler… “Mahallenin Muhtarları” ile son kez ekranlara geldi.
Ve bir gün, sessizce…
8 Nisan 2002’de, 67 yaşında aramızdan ayrıldı.
Ardında, en kötü anlarımızda bile yüzümüzde beliren bir gülümsemeyi bıraktı.
Zonguldak Nostalji-y.yıldırım-2 Haziran 2026