Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği
TMMOB Maden Mühendisleri Odası Kadın Çalışma Grubu ve TMMOB'ye bağlı odaların Kadın Mühendisleri tarafından 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında şehit madenci ailelerine kahvaltı etkinliği düzenlendi.

Maden mühendisleri Odası lokalinde düzenlenen kahvaltı etkinliğine, çok sayıda şehit madenci yakınları katıldı.

Maden Mühendisi Evrim Akkaş yaptığı konuşmada, her acıda kadınlar olrak isyanlarının büyüdüğünü belirterek şunları söyledi;

"HER ACIDA BÜYÜYOR İSYANIMIZ

Bu sene 8 Mart’a yıkımlar ve kayıplarla giriyoruz. Kalbimiz kırık ve acımız büyük. Biz kadınlar, tüm acılarımızda, isyanımızı ve öfkemizi büyütüyoruz. Biz bu sene 8 Mart’ı depremde hayatını kaybeden meslektaşımız, yol arkadaşımız Emine Demirel ve yitirilen tüm canlara adıyoruz.
6 Şubat gecesi büyük bir yıkımın çığlığı ile sarsıldık. 11 ilimizi etkileyen önce 7,7 ve birkaç saat sonra 7,6 şiddetinde iki deprem yaşadık. Felaket nedeni ile on binlerce insan göçük altında kaldı yüz binlerce insan yaşanan yıkımlar nedeniyle yaralandı, yaşam alanını kaybetti. Depremden haber alan pek çok insan yardıma koştu, dayanışmayı büyüttü. Bir tek devlet, felaketin ilk saatlerinde kılını kıpırdatmadı. Tıpkı, kadın cinayetlerinde, şiddette, tacizde, tecavüzde olduğu gibi…
İhmaller yüzünden pek çok insan bu depremde hayatını kaybetti. Aralarında maden emekçilerinin de bulunduğu pek çok gönüllüye müdahale edilerek, daha fazla canın kurtarılması engellendi. Bu felaket bize “depremin yaraları nasıl sarılır” sorusundan çok, “biz bu felaketten başka daha hangi felaketlere tanık olacağız” sorusunu sordurdu.
Depremde kaybolan çocukları aradık önce ve duyduk ki bazı çocuklar devlet eli ile cemaatlere teslim edilmiş. Felaket sonrası ailesiz kalan çocuklara nasıl sahip çıkabiliriz sorusunu sorarken, diyanetin yaptığı açıklama ile beynimizden vurulduk. Geçmişte yıkımları onaylanan binaların kararnamelerle nasıl yıkılmadığını gördük sonra. İmar affı ile oturulamaz konutlara nasıl onay verildiğini konuşurken, yapı denetim evraklarının bulunduğu binanın kaşla göz arasında yıkımına tanık olduk, hem de evraklar içerideyken. Barınma ihtiyacı için çadır isteyen insanlara destek olmaya çalışırken, Kızılay tarafından afet dönemlerinde halka dağıtılması gereken çadırların satıldığını öğrendik sonra. Yani kısaca devletin nasıl fail olduğuna tanık olduk.
Deprem en çok yine kadınları yaraladı. Kayıplarının yasını tutmalarına bile izin verilmedi onlara. Önce ev diye verilen 2-3 kişinin ancak yaşayabileceği çadırlarda, 10-15 kişi yaşamak zorunda bırakıldılar. Çocuk ve yaşlı bakımını en ağır şekilde ve sağlığa uygun olmayan koşullarda sırtlandılar. Kişisel hijyen malzemelerine ulaşmakta çok zorluk çektiler. Biz biliyoruz ki şu an pek çok kadın, can güvenliğinden yoksun. Yaşadığı şiddeti dile getiremeyecek koşullarda.
Her geçen gün artan yoksulluk ve barınma sorunu depremle birlikte kat be kat büyüdü derinleşti.
Ama tüm bu süreç bize iyi şeyleri de gösterdi. Dayanışmanın ne kadar büyük ve önemli bir şey olduğuna tanık oluyoruz ve buradan da diyoruz ki Dayanışma Yaşatır. Yine görüyoruz ki en çok kadınlar mücadele ediyor hayatları için ve biz diyoruz ki Kadın Yaşam Özgürlük.
Bu yıl 8 Mart coşkumuzu solduran ancak öfkemizi arttıran, dayanışma ve mücadele gücümüzü bileyen tüm acılara, tüm adaletsizliklere ve yok sayılmaya karşı alanlarda olacağız. Depremden etkilenen kadınların, çocukların güvenliğinin takipçisi olacağız. Taleplerimizi, isyanımızı dile getirmek bugün dünden daha önemli, daha değerli…
Yıkımlara İnat Yaşasın Hayat
Barınma Haktır, Dayanışma Yaşatır"

Editör: Can ERTÜRK