CHP Kilimli İlçe Başkanı Erdinç Kargidan, maden işçilerinin yaşadığı belirsizlik kamuoyunda endişe yaratığının altını çizdi. Türkiye’nin deprem felaketlerinde “domuz damı” ve “kurt ağzı” gibi kavramları öğrenmesini sağlayan, enkaz altından can kurtaran madencilerin bugün kendi ekmek kapıları için mücadele etmesi dikkat çeken Başkan Kargidan, Kentte alınan yargı kararlarının bir özelleştirme provası olup olmadığı sorusu yüksek sesle dile getirdi. Ayrıca madencilerin ve onlara bağlı esnafın sessizliği kalmamalı dedi.
Başkan Kargidan açıklamalarında;”Kırgınlıklar küçük problemler olsa da bizler sizleri seviyoruz, sizlerin emeğine de saygı duyuyoruz. Bunun bilinmesini istiyorum. Ben, Zonguldak’ta çok kıymetli ama zor günler yaşayan Karadon Müessesesi ile alakalı bir çıkış, bir açıklama yapmıştım.
Kıymetli arkadaşlar; işte genel merkezimizin, milletvekillerimizin, il başkanımızın, genel başkan yardımcımızın bu hafta sendika ziyareti oldu. Bu, “acaba bir özelleştirme provası mı?” sorusunu gündeme getirdi. Bakın, bu çok kıymetli. Bugün, aslında dünkü mahkeme kararından sonra Zonguldak’ta konuşulan da tam olarak bu: Bu bir özelleştirme provası mı?
İnsanlar, esnaf, toplum sessiz. Zaten toplumda bir sessizlik var; bu çok anlamsız. Kıymetli arkadaşlar, hep beraber ses çıkarmamız lazım. Bakın, şunu hiç unutmayacağız: Zonguldak’ın Türkiye’ye ihtiyacı olduğu kadar, Türkiye’nin de Zonguldak’a ihtiyacı var. Biz, 80 yıl önce dedelerimizle, babalarımızla, bir lokma ekmek için burada yaşadık. Gazetecilerin de, siyasetçilerin de, esnafların da hepimizin kursağında o kurumun ekmeği var. Bunu hiç unutmamamız lazım.
Dolayısıyla milletvekilimiz Sayın Eylem Ertuğrul’un da belirttiği üzere, aslında sekiz ay önce burayla alakalı iş güvenliği ve insan sağlığı koşullarında eksiklikler tespit edilmiş. Yani bakanlık teftişi buradaki eksikleri belirtmiş, bunların yapılmasını söylemiş ve dönmüş. Sekiz ay sonraki denetlemede de aynı eksiklerin devam ettiği görülmüş.
Ben ilk bilirkişi tayininde de, bizim için çok kıymetli olan, bu şehri ve buranın madenciliğini bilen bir heyetten sonuç bekliyordum. Aslında mahkemenin başka bir heyet atayabileceğini çok tahmin etmiyordum; bu iş kısa sürer diyordum. Ama arada, genel başkan yardımcımızın söylediği gibi, “acaba bu bir provaysa” diye de düşünmeden edemiyoruz. Başka şeylerle mi karşılaşacağız?
İkinci bilirkişi raporundan sonra sekiz ay bekleniyor. “Bekleyebilirsiniz” deniliyor. Mahkemenin daha erkene alınabileceği de söyleniyor. Bakın, kurumda çalışan insanlar çok sıkıntılı. Onlarla da sohbet ediyorum. Dolayısıyla benim yan komşularım, kahvede oturduğum arkadaşlarım, parti üyelerim, çevredeki birçok insan kurumda çalışıyor.
Ya ben esnafım arkadaşlar; siyasetçi kısmını bir kenara bırakın. Çocuklarım var. Ben ekmek paramı esnaflıktan kazanıyorum. O insanları taşıyoruz, onlara satış yapıyoruz. Biz sesimizi çıkarmamız lazım. Zonguldak’ta “esnaf sahip çıkmadı” diye yakınan arkadaşlarımız var.
Dolayısıyla bu süreç bir provaysa, Zonguldak ayağa kalkmalı. Türkiye’nin Zonguldak’a ihtiyacı var; 80 yıldır olduğu gibi. Bakın, bugün depremde yükselen çığlıkları konuşuyoruz, giden canları konuşuyoruz, madencileri konuşuyoruz. Arkadaşlar, Türkiye “domuz damı” denilen terimi öğrendi, “kurt ağzı”nı öğrendi. “Ne olur gel, benim çocuğumu kurtar” cümlesini öğrendi. Arkadaşlar, buradaki madencilerimiz çok kıymetli” ifadelerine yer verdi.





