MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yıl dönümü dolayısıyla önemli mesajlar verdi.
15 Temmuz'un yalnızca bir darbe girişimi olarak değerlendirilemeyeceğini ifade eden Bahçeli şu açıklamalara yer verdi;
"Değerli dava arkadaşlarım, yarın Türk milletinin istiklal ve istikbal iradesine yöneltilen en vahim saldırılardan birinin bertaraf edilişinin 10. yıl dönümünü idrak edeceğiz. Yarın, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü'nün onuncu seneidevriyesidir.
Aradan geçen 10 yılın ardından görüyoruz ki 15 Temmuz yalnızca bir gecenin, yalnızca bir kalkışmanın, yalnızca bir darbe teşebbüsünün adı değildir. 15 Temmuz, Türk milletinin tarih boyunca verdiği bağımsızlık mücadelesinin son halkalarından biridir.
15 Temmuz yalnızca tankların sokağa çıktığı, savaş uçaklarının alçak uçuş yaptığı, silahların milletimize çevrildiği bir ihanet gecesi de değildir.
15 Temmuz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin içeriden çökertilmek, millî egemenliğinin gasp edilmek ve Türk milletinin iradesinin zincire vurulmak istendiği çok katmanlı bir işgal teşebbüsüdür.
Bu nedenle 15 Temmuz'u doğru okumak, yalnızca geçmişi anlamak bakımından değil, geleceği korumak bakımından da millî bir mecburiyettir. Çünkü 15 Temmuz'u sadece bir darbe olarak tarif edemeyiz. 15 Temmuz'u yalnızca FETÖ'nün kalkışması olarak değerlendirmek yetersizdir.
15 Temmuz, Çanakkale'yi geçemeyenlerin başka yollar aramasıdır. 15 Temmuz, Millî Mücadele'de hedeflerine ulaşamayanların içeriden çözme teşebbüsüdür.
15 Temmuz, Sevr'i kabul ettiremeyenlerin farklı yöntemlerle aynı hedefe ulaşma arayışıdır. 15 Temmuz, Türk milletinin bağımsız yaşama iradesine karşı yürütülen uzun ve karanlık mücadelenin yeni bir cephesidir.
FETÖ denilen ihanet yapısı ise bu karanlık hesabın yalnızca taşeronu ve sahaya sürülmüş kirli bir maşasıdır.
Bu habis örgüt, yıllarca eğitim kisvesi altında büyümüştür. Hizmet söylemi altında kadrolaşmıştır. İnanç istismarıyla taraftar devşirmiştir. Hayır görüntüsü altında ihanet biriktirmiştir.
Milletimizin temiz duygularını sömürmüş, devletimizin imkânlarını kullanmış, kurumlarımızın içine sızmış ve nihayet fırsatını bulduğunu düşündüğü anda Türk devletine silah doğrultmuştur. Ne acıdır ki Türk askerinin şerefli üniformasını gasbetmişlerdir. Türk polisinin makamını istismar etmişlerdir.
Türk yargısının kürsülerini kirletmişlerdir. Türk bürokrasisinin emanetini kötüye kullanmışlardır. Fakat hesap edemedikleri bir şey vardı. O da Türk milletinin karakteriydi. Türk milletinin bağımsızlık aşkıydı. Türk milletinin devletine olan sadakatiydi. 15 Temmuz gecesi milletimiz yalnızca bir darbeyi durdurmamıştır.
Her biri vicdanının sesini dinlemiştir. Her biri millet olmanın şuuruyla davranmıştır. Her biri vatan söz konusu olduğunda gerisinin teferruat olduğunu göstermiştir. Tankın karşısına çıkan bu şuurdur. Kurşunların üzerine yürüyen bu şuurdur. Bombalanan Gazi Meclis'i terk etmeyen bu şuurdur.
Meydanları dolduran bu şuurdur. Şehadeti göze alan bu şuurdur. Türk milleti o gece bir kez daha tarih yazmıştır. Ve tarihe şu notu düşmüştür. Bu millet esir yaşamaz. Bu millet teslim olmaz. Bu millet iradesini vesayet odaklarına bırakmaz. Bu millet, devletini terör örgütlerine teslim etmez. Muhterem dava arkadaşlarım; 10. yıl dönümünde üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir diğer husus daha vardır.
FETÖ ile mücadele geçmişte kalmış bir mesele değildir. FETÖ tehdidinin tamamen ortadan kalktığını düşünmek ciddi bir yanılgıdır. İhanetin yöntem değiştirmesi, ihanetin sona erdiği anlamına gelmez.
Tehdidin görünmez hâle gelmesi, tehdidin yok olduğu anlamına gelmez. Dün himmet adı altında örgütlenenler vardı. Bugün başka maskelerle ortaya çıkmak isteyenler olabilir.
Dün eğitim kisvesini kullananlar vardı. Bugün farklı alanlarda benzer yöntemlere başvuranlar olabilir. Dün devletin mahrem yapılarına sızmaya çalışanlar vardı. Yarın başka yollar deneyenler olabilir. Bu sebeple devlet hafızasının diri tutulması, tedbirlerin tavizsiz sürdürülmesi ve millî şuurun canlı tutulması hayati önemdedir."





