Son dönemde artan şiddet olayları ve kamuoyunda tartışılan yargı süreçlerine ilişkin konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, özellikle çocukların hem mağdur hem de fail olduğu olaylara dikkat çekti. Ahmet Minguzzi ve Atlas isimli çocukların hayatını kaybetmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ailelerle bizzat görüştüğünü belirten Tunç, sürecin sadece adli bir vaka olarak değil, toplumsal bir seferberlik gerektiren sosyolojik bir vaka olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.
"Anneler Ne Derse Haklıdır"
Bakan Tunç, çocuklarını kaybeden ailelerin yaşadığı travmaya değinerek, devletin tüm imkanlarıyla sürecin takipçisi olduğunu belirtti. Konunun sadece hukuk boyutuyla sınırlı kalamayacağını ifade eden Tunç şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bir annenin evladını kaybetmesi çok acı, anneler ne derse haklıdırlar. Allah kimseye böyle bir acı vermesin. Konunun sadece adalet, hukuk boyutu yok. Bunun için eğitim, aile, gençlik, her alanda topyekûn bir mücadele gerekiyor."
Çocuk Suçlarında "İsveç Modeli" Kıyaslaması ve Yeni Düzenleme Hazırlığı
Çocukların suça sürüklenmesini önlemek ve mevcut yaptırımları gözden geçirmek amacıyla Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulduğunu hatırlatan Tunç, Türkiye’deki ceza ehliyeti yaşının Avrupa örneklerinden daha kapsamlı olduğunu savundu. Bakan Tunç, basında yer alan İsveç örneğine atıfta bulunarak, İsveç'in ceza sorumluluğu yaşını 15’ten 13’e indirmeyi tartıştığını, Türkiye’de ise bu sınırın halihazırda 12 yaş olduğunu hatırlattı.
Bakanlık olarak üzerinde çalıştıkları yeni taslak hakkında da bilgi veren Tunç, 18 yaş altı suçlular için hakimlere daha geniş bir takdir yetkisi verilmesini öngördüklerini açıkladı. Buna göre, her olayın işleniş şekli, failin suç işleme eğilimi ve geçmiş sabıka durumu gözetilerek, otomatik indirimler yerine dosya bazlı bir değerlendirme yapılması hedefleniyor. Tunç, Meclis Araştırma Komisyonu'nun raporu doğrultusunda TCK’da köklü değişikliklerin gündeme gelebileceğinin sinyalini verdi.
Rojin Kabais Soruşturmasında "İspanya" detayı
Van Gölü’nde cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabais’in ölümüyle ilgili soruşturmanın titizlikle sürdüğünü belirten Tunç, olayın aydınlatılması için uluslararası düzeyde girişimlerde bulunduklarını açıkladı. Ölüm sebebinin suda boğulma olarak belirlendiğini ancak öncesinde bir kasıt olup olmadığının araştırıldığını belirten Tunç, kilit delil niteliğindeki cep telefonu için bizzat devreye girdiğini söyledi:
"Telefonun incelenmesiyle ilgili olarak benim bizzat İspanya Adalet Bakanı ile bir görüşmem oldu. 10 haneli bir şifre olduğu için sürekli deneme yapılarak bilgilere ulaşılmaya çalışılıyor. Devlet hiçbir şeyi gizlemez. Kim olursa olsun, sıfatı ne olursa olsun gizleme olmaz."
CHP’ye "Sivas Videosu" Üzerinden Sert Tepki: "O Görüntülerde Yargı Bağımsızlığına Aykırılık Yok"
Bakan Tunç, Sivas ziyareti sırasında kar altında yürürken kendisine eşlik eden yargı mensupları üzerinden CHP’nin yönelttiği "parti devleti" eleştirilerine ise sert yanıt verdi. Gittiği illerde protokol üyelerinin, valilerin ve başsavcıların karşılamada bulunmasının devlet geleneği olduğunu belirten Tunç, CHP yönetimini "telaş içinde olmakla" suçladı.
Muhalefetin eleştirilerini 27 Mayıs ve 28 Şubat dönemlerinin yargı anlayışına benzeten Tunç, sözlerini şöyle noktaladı:
"Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkan Vekili Sivaslı. Memleketinde Adalet Bakanı ile beraber olmasından daha doğal ne olabilir? Onların hukuk devleti anlayışı Adnan Menderes’i asan 27 Mayıs yargısıdır. Biz yargıyı birilerinin arka bahçesi olmaktan çıkardık. CHP’nin rahatsızlığı, yargının yolsuzluktan, rüşvetten hesap sormasındandır. Türk yargısı kimseden talimat almaz; millet adına görev yapar."