Emekli Albay Orkun Özeller Zafer Partisi Zonguldak İl Başkanlığında Terörsüz Türkiye süreci ve güvenlik endişeleri hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Emekli Albay Orkun Özeller, bir dizi ziyaret kapsamında geldiği Zonguldak’ta Zafer Partisi İl Başkanı Oğuzhan Turhan ile bir araya geldi. Parti binasında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Özeller, ülkede yürütülen sürece ilişkin endişelerini dile getirerek, geçmişte terörle mücadele döneminde yaşanan benzer gelişmelerin yeniden yaşanabileceğini savundu.
Konuşmalarının çeşitli illerde engellendiğini iddia eden Özeller, anayasal haklar çerçevesinde görüşlerini ifade ettiğini belirterek, seçmenlere “bilinçli olma” çağrısında bulundu. Özeller, siyasetçilerin toplumu ayrıştıran söylemlerden kaçınması gerektiğini vurguladı.
Zonguldak’a ilk gelişim çok önceydi; 25 yıl önce bir gelişim vardı, o da günübirlikti. Bu vesileyle Sayın Başkanım’ın davetini kabul etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Tabii ki başka yerlere de gidiyoruz, konuşuyoruz, çeşitli iletişim vasıtaları kullanarak neyi konuşuyoruz? Bugün ağırlıklı olarak bir süreç başlattılar. Bu başlatılan süreç, benim sahada terörle mücadele döneminde yaşadığım süreçlerin bir benzerini andırıyor. Bunun sonunun da o dönemlerde olduğu gibi yine pek çok şehit vermemiz durumuyla sonuçlanmasından endişe ediyorum.
Geçmişte vermiş olduğumuz şehitlerimizin, gazi arkadaşlarımızın mücadelesi ve bizlerin mücadelesi karşılığında; bir terör örgütü başına, bir bebek katiline devlette sanki eş değer bir pozisyon verilmesi, ondan medet umulması ve bu şekilde gezmesine müsaade edilmesini hazmedemiyorum. Gerek şehit arkadaşlarımın ailelerinin, gerek eşlerinin ve çocuklarının yüzlerine bakamıyorum. O yüzden bu mücadeleyi, onlardan almış olduğum güçle yapma gereği duyuyorum. Bu nedenle ülkeyi dolaşıyoruz.
Bu esnada enteresan şeyler oluyor. Biz haklı olduğumuz davada fikrimizi ve düşüncemizi anayasal haklar çerçevesinde ifade ediyoruz. Fakat çok enteresandır; gittiğim yerlerde, tam söyleşilerin arifesinde bir telefon geliyor, salon iptal ediliyor ve konuşmam engelleniyor. Bu nerede oldu? Kozan’da oldu, Boğaziçi Üniversitesi’nde oldu, Turgutlu’da oldu, Salihli’de oldu.
Bugün Zonguldak’ta böyle bir durumla karşılaşmayacağımıza inanıyorum. Benim söylediklerim yanlış veya hatalı olabilir, evet. Ama ben diyorum ki: Ben devletimin yetiştirdiği bir adamım. Devletimin faydasına ve hayrına olan her şeyde yer alırım; devletimin zarar göreceği bir olayda da nefesim yettiği kadar müdahil olurum.
Eğer bir yanlışım varsa, devleti yönetenler beni kenara çeker, “Orkun, yanlış yapıyorsun, doğru söylemiyorsun, halkı kandırıyorsun” derler. Ben de derim ki: “Ben bunları bilmiyordum, bilmediğim hususlar varmış, özür diliyorum, bir daha konuşmayacağım.” Devlet terbiyem bunu gerektirir.
Ama bugüne kadar ne kimse beni karşısına çıkardı ne de son dönemlerde olduğu gibi konuşmamı engellemeye başladı. Artık sesimi duymaya bile tahammül edemiyorlar. Neden? Çünkü ben haklıyım.
Aslında ben sadece Orkun Özeller değilim; ben Türk milletinin kendisiyim, Türk halkının kendisiyim. O yüzden beni susturmak, Türk milletini susturmaktan başka bir anlam ifade etmiyor.
Daha dün Ankara’da Cebeci Şehitliği’nde şehit arkadaşlarımızın eşleri ve evlatlarıyla tesadüfen bir araya geldik. Onlar bana aynı şeyi söylediler: “Orkun Bey, Orkun Abi, Komutanım, susma; konuşmaya devam et.”
Ben de onlardan almış olduğum bu icazetle, bu emirle konuşmaya devam edeceğim. Bu sürecin yanlışını, hatasını ve ne kadar onursuz bir duruma getirildiğini Türk milletine ifade edeceğim.
Bunu yaparken şunu da söylemek istiyorum: Şunu gördüm; siyasetçiler bugün bir siyasi partinin merkezinde olabilirler ama bunu söylemeye mecburum. Seçmenlerin, belirlenmiş politikalara bodoslama biat etmesi doğru değildir.
Seçmen olarak; genel merkezlerimizin, genel başkanlarımızın yanlış politikaları ve yanlış söylemleri olduğunda onları ikaz etmemiz gerekir. Artık iktidarıyla muhalefetiyle, bilinçli seçmen olmak zorundayız.
Tüm vatandaşlar olarak artık bilinçli seçmen olacağız. Bize dayatılan adaylara değil, doğru bildiğimiz adaylara oy vereceğiz. Her söylenene “Padişahım çok yaşa” dercesine kabul etmeyeceğiz.
Çünkü Türkiye’nin geldiği durum ortadadır ve bunda siyasetçilerin büyük sorumluluğu vardır. Bu millet, bir bütün olarak huzur içinde, kavga etmeden yaşamayı bilen bir millettir. Fakat sorumsuz siyasetçilerin açıklamaları yüzünden toplum bölünmekte, gerilmekte; insanlar öfke patlamalarıyla çatışma ortamlarına sürüklenmektedir.
Bu yüzden siyasetçilerin bu söylemlerini doğru bulmuyorum. Sorumlu olmak zorundalar. Millet olarak bizler de bilinçli seçmen olmak zorundayız.